HOŞGELDiNiZ
PACIFICSUN



OKYANUSLARIN AZGIN DALGALARIYLA BOĞUŞUP, PUSLU SABAHLARIN ISLAKLIĞINDA GRİ HASRET NÖBETLERİ TUTAN BİR DENİZCİDEN EN İÇTEN SEVGİLERLE...

Ellerini son bir kez tutmalıydım, Veda için bile olsa,ıslak ve titrek bir akşamda Esrik başımı yaslamalıydım ağlayarak,kadife omuzlarına Leylak kokunu duymalıydım,tenini hissetmeliydim dudaklarımda Yazgıma ve yalnızlığıma yenik düşüp şimdi gidiyor olsamda; Ne olur,ne olur demeliydim sevgilim beni asla unutma... |
| Mücadele etmek için ne gücüm ne de azmim var.İsteğim yok demiyorum ama
engeller tüm hevesimi törpülüyor. İmkan ve şans olmadıktan sonra yapabileceğim
tek şey hayallere sığınmak.Aslında en kolayı,en hoş ve en kedersiz
olanıda bu herhalde.Tüm bunlara rağmen olumsuz yönleride yok değil,çünkü
hayaller ne kadar hoş olsada hiç bir zaman gerçeklerin yerini alamıyor.Öyle
olsada hayaller gerçeklere açılan birer umut penceresi bana göre.
Şu an kendimi,duygularımı analiz etmekten dahi aciz görüyorum. Düşünüyor, hislerime müracat ediyor,gönlümü yokluyor ama ne yapmak istediğimi bir türlü kestiremiyorum.Nedir acaba bu belirsizlik;bir yürek yarasımı,yoksa manevi bir iklime olan ihtiyacım mı? Bilemiyorum... Bu mavraları kendime söyleyip duruyorum ama devamlı olarakta kendime karşı ikiyüzlü,yalancı ve günahkar birisi gibi davranıyorum. Vicdanım oldukça rahatsız,kendimi adeta kokmuş bir bataklığın içindeymişim gibi hissediyorum.Acaba gerçekten öylemiyim? Seni seviyormuyum acaba... "Sen hayatımda temiz bir yaprak mısın,yoksa günahlarımın bir parçası mı?" Seni seviyormuyum acaba... "Aşkıma layık mısın,yoksa ben mi sana layık değilim." Galiba seni sevmiyorum;aslında bazen seviyor,bazen de sevmiyorum diyebilirim Belki de seni bir bütün olarak sevemiyorum.Bazı yönlerinin kalbimde silinmez izler bıraktığını,bazı yönlerinin ise kalbimin dışında kaldığını hissediyorum. Dediğim gibi,işin doğrusunu tam olarak bilmiyorum,ya da bilmemek işime geliyor. Aptalca yaşayıp gidiyoruz işte.Hayatta bir çok şeye bağlandığımız gibi, bağlandığımız şeylere sırtta çevirmişiz aynı zamanda. Çokta duyarlı olmamak lazım aslında.Biraz kin,biraz nefret,birazda tutku;kaderin akışına bırakılmış bir hayat sonuçta.Yaşayıp gidelim işte.Çünkü çırpınmalarımız hiç bir işe yaramıyor, yaramadığı gibi bizleride yıpratıyor.Çevremiz gibi duyarsız ve tepki vermez mi olsak acaba? Mutlu olamasakta,mutsuz yaşamayız en azından... |

| "...İç çekişlerin buğusuyla yükselen bir dumandır sevgi. Duman dağılınca,tutuşan bir alev olur aşıkların gözlerinde. Keder indi mi bir kez;aşıkların gözyaşlarıyla beslenen bir deniz oluverir. Başka ne olabilir?En akıllıca çılgınlık, Soluk kesen bir zehir ve bir panzehir ölümden kurtaran..."(alıntı) |




Yılmaz,Atilla ve Tüm Şaştım Postasına![]()
|
Akşam olupta hava karardığı zaman,irili ufaklı bir çok ışık kaplar İstanbul'u.Tüm insanlar sıcak evlerinde istirahate çekilmiştir,zaman pervasızca ilerleyip, karanlık tatlı bir keyifle koyulaştıkça,şehrin her iki yakasından sızan ışıklar iyice belirginleşir.Boğaz yansıyan pırıltılarla düz bir satıh haline gelirken, ben hep yakamoz gördüğümü zannederim. Bazen kar yağar,o zaman pembenin alabildiğine tonları vardır, gökyüzünde ve ayaklarımın çiğnediği karda.Uzaktan soğuk ama şevkatli bir rüzgar eser içime doğru.Dolaşmaya devam ederim,yanımdaysa bir kaç kadim dost. Bazen dostum olmaz da,radyodan dökülen hüzünlü nağmelerin iniltisi arkadaşlık eder bana... Sahile otururum,arasıra da okul içindeki havuzun kenarına.Ayaklarımı denize doğru sallar,betonları okşayan denizin homurtulara karışmış sesiyle birlikte hayallere dalarım... Homurtular yakınlardan gelmektedir.Akşamcı öğrencilerin doluştuğu televizyon odasından.Okul akşamlarının en vazgeçilmez eğlence yeridir televizyon odası.Müdavimleri televizyon izlemekten çok şamata yapmak için doluşmuşlardır bu mekana.Kanal kavgasıyla meşgul uğultular,bazen bir büyük sınıf abinin,çoğunlukla belletmen hocanın etüd çağrısıyla kesilir.İstemeye istemeye,gizli yakınmalarla etüd sınıflarına doğru yürümeye başlayan kalabalıktan,önce Alex'i seçer gözlerim.Sinirden kıpkırmızı kesilmiş burnu,ela gözlerindeki küfür eder ifadeyle beni farkeder saklandığım yerde... Spotların ışığında pastelden,ışıl ışıl yeşile dönüşen geniş yapraklı ağaçların altında saklandığımı,bir sır olarak saklarsanız size de söyleyebilirim.Ama beni elevermeyin sakın...! Niye mi saklanıyorum ? Kızmayın canım...Yalnızca yoklama başlayana kadar saklanırım... Bazen bana heveslenen ve sırrımı saklayan bir kaç arkadaşımda katılır bu saklanmaya.Onların heyecandan titreyen kısık sesleri bana öylesine cesaret verir ki içim içime sığmaz,yakalanmadan bahçede bir tur atıp tekrar saklandığımız yere gelmeyi teklif ederim onlara.Kabul etmezler tabi...Ne yalan söyleyim bunun sonu yakalanmayla bitecek mantıksız bir hareket olduğunu bende bilirim ama onlara yaptığım teklif korkularını kontrol edebildiğim hazzı verir bana.Aslında hepsinden çok ben korkmaktayımdır,çaktırmadığım halde... Sonunda yenilgiyi kabul ederek etüd sınıfının yolunu tutarım.Mercimeğin feryatlarıyla koridorlarda yolumu bulmaya çalışırken kalbim yerinden fırlayacak gibi olur.Çünkü yoklama sırası yavaş yavaş benim sınıfıma gelmek üzeredir.... Son bir gayretle syınıfa atarım kendimi...Ama mercimek kısa boyu ve dökülmeye başlamış saçlarıyla benden önce davranıp sınıfa girmiştir bile... Parmakları listenin sonuna doğru yaklaşmış olduğu halde bana döner ve avını yüzlerce metre uzaktan görmüş iri kanatlı kartallar gibi bakarak,nerede olduğumu sorar... "Ben de sizi arıyordum hocam !Sanırım cüzdanım kayboldu.Cüzdan için bir anons yapar mısınız...?"(1993) Dün akşam lise yıllarımı düşündüm.Okuldayken hep mezun olduktan sonraki halimi hayal ederdim.Hatta ders olmadığı zamanlar sınıfa girer, sanki yıllar sonra sınıfıma gelmişimde,sıralarda oturanları hatırlamaya çalışıyomuşum gibi davranır,kendi kendime hüzünlenirdim.İlk ayrılma günlerimde kendi kendime,kimseye göstermeden nasıl da ağlardım. Geceler hep yatakhane akşamlarını hatırlatırdı bana.Uyuyamaz,sıkıntı nöbetlerinde haykırırdım uzaklara...Bir daha o yıllara dönemeyecek olmam ne acı... Şimdiyse selam ediyorum tüm dostlarıma...Sağlıcakla kalın,Allah hepinize selamet versin...Kalbi sizin için çarpan bu dostunuzu,güzel hülyalardan uyanırda hatırlarsanız ne mutlu bana...(1996) |

|
Seni nerelerde aramadımki...Yalnızlığımda...Sessizliğimde...Bazen sarhoş hayallerde...Uyandığımda arda kalan o mayhoş kokunda...Seni ölümde aradım...Bir kemanın inleyen namelerinde... Senden arda kalan inceden bir sızıda...Cüzdanımdaki küçücük resminde...Gözlerimde gördüğün ufacık bir damlada... |

|
Puslu bir ülkeydi...Puslu bir şehir,puslu bir liman,Puslu sokaklar,Puslu bir bahçe ve hatta Puslu bir ev...Ne garip şimdi hepsi Puslu bir beyinde kaybolup gitmiş... Leylak,kokunu çok özledim...Niye hala çantamdasın,niye seni kokluyorum...Ve niye hala senin için üzülüyorum... Ne oldu,ne değişti hayatında...Bağlandığın umutlar hala sana sırt mı çevirmiş...Mektubumu aldın mı...Peki rüyanda gördün mü beni...Ben hala rüyalarda seni arıyorum...Neredesin niye seni bulamıyorum... Dedim ya sadece kokun kaldı...Rüyalar bile bana küsmüş... Seninle ıslanmayı özledim...Soğuktan titremeyi...Güneşin altında gönlümü ısıtmayı...Ölmeyi özledim...Ölüpte yeniden doğmayı... Altın bir ışık saçlarıma indiğinde...Senin saçların geliyor aklıma... Gece karanlıkken...Ve ay yatağıma dokunmuşken...Ben herşeyi unutuyorum...Seni düşünüyorum...Yüreğim ısınıyor sessiz ve karanlık sokaklarda... |
![]()

![]()
![]()
BAZEN BIR YAGMUR YAGAR
YAGMUR DAMLALARIYLA ISLANMIS SOKAKTA
KARANLIK SOGUKLA KUCAKLASIR.
CAMDAN BAKARIM YUREGIM USUR, KORKARIM
SENI DUSLERIM ISLANIRIM
BIR SOKAK COCUGU GIBI AGLARIM
ISTE O ZAMAN HUZUNLU BIR MUZIK FISILDAR KULAKLARIMA
BIR GITAR ALIRIM ELIME SENIN ICIN CALARIM ...
![]()
KESKE BIR GITARIM OLSAYDI SENIN ICIN CALSAYDIM
BIR MISRA OLUP YANINA VARSAYDIM
KULAKLARINI EN TATLI MELODILER ILE OKSASAYDIM
GONLUNE KONSAYDIM
YANINDA OLSAYDIM SANA SOKULSAYDIM
ELLERINI TUTSAYDIM SENI KOKLASAYDIM
SEVDA OLUP DAMARLARINDAKI SICACIK KANA KARISSAYDIM
SEN OLSAYDIM SENDE KAYBOLSAYDIM
![]()

![]()

hayatın herkese güzellikler getirmesi dileğiyle>>SOKAK<<
mesajlarınızı bekliyorum
